KADIN HAMAMLARI KÜLTÜRÜ VE GELİN HAMAMI GELENEĞİNE DAİR
OSMANLI DÖNEMİ KADIN HAMAMLARI KÜLTÜRÜ VE GELİN HAMAMI GELENEĞİ
Osmanlı döneminde hamamlar gündelik yaşamda önemli bir tutardı. Hamamlar Temizlik ve yıkanma kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Toplumda temizliğe çok özen gösterilmesi ve yıkanmanın sevilmesi nedeniyle çok sayıda hamam yapılmıştır.Hamamlar genellikle çiftli hamam olarak inşa edilirdi.erkek ve kadınlar bölümleri ayrı olurdu.giriş kapıları birbirini görmeyecek yönlere bakardı.
Kadın hamamları Osmanlı toplumunda bir şenlik ve sosyalleşme alanı haline gelmişti.
Gündelik yaşamda kadınlar için bir tutku haline gelen hamamlarda sabahtan akşama kadar süren bir hareketlilik olurdu. Yeni doğum yapmış loğusa kadın,kırk gününü dolduran bebek ve annesine kutlama yapılması , kadınların yıkanması,kişisel bakımlarının ve güzellik bakımlarının yapılması, sohbetler,toplumda meydana gelen en son havadislerin alınması, yeme-içme ve en sonunda hamam sefası denen eğlenceleri içerirdi.Kadın hamamlarındaki önemli bir gelenekte gelin hamamıydı.Düğün öncesi hamamın bir tam gün kapatılarak gelinlik kız ve yakın akraba ve komşular birlikte yıkanır ve eğlenirlerdi.gelin çeyizinin bir bölümü burada açılırdı.günler öncesinden hazırlıklar yapılırdı.yemekler yenirdi.
Sosyolojik olarak ta kadın hamamları ve gelin hamamları toplumda kaynaşmaya ,karşılıklı bilgilenmeye de vesile olurdu
Geçmişte kadınlar hamamı kültüründe kullanılmış olan hamam tasları,hamam nalınları gibi pek çok hamam eşyası sanatsal açıdan birer zarafet ve güzellik taşımaktaydı.
Osmanlı dönemi’nde ki bu hamam kültüründeki çeşitliliğin dünya yıkanma ve temizlik kültüründe ayrı ve otantik bir yeri olmuştur.
Birçok dönemler de Türk hamamları batılı gezginler için ayrı bir heyecan ve gizem, yazdıkları eserlere de ilham kaynağı olmuştur.
Kadınlar Hamamı
Türk hamamı, Soyunmalık (camegah), Soğukluk ve sıcaklık bölümleriyle abdesthaneden oluşur.Hamamlar erkekler ve kadınlar hamamı diye ayrı ayrı binalar olabildiği gibi ,özellikle İstanbul’da büyük çoğunluğu çifte hamam olarak inşa edilmiş şekildedir.Bu tip hamamlarda kadınlar ve erkeklere ayrı kısımlar yapılarak hamama giriş kapılarının aynı yöne baktırılmamasına özen gösterilmiştir.tek yapılan hamamlarda da bir karışıklığa yol açmamak için hamamın kapısına erkek veya kadın saatinin anlaşılması için kapıya belirleyici bir havlu asılmıştır.Gayrimüslim halkın gelenekleri farklı olduğundan yalnızca Rumlara veya Yahudilere özel hamamlarda yapılmıştır..Hamamlarda gayriahlaki durumların önüne geçmek için halk,idareciler ve kolluk kuvvetleri büyük bir çaba gösterirdi.bütün bu önlemlere rağmen bazı hamamların ismi kötüye çıkardı.nadirde olsa bazı istenmeyen durumlar gelişebiliyordu.(Gök,M.,2010)
Çiftli hamamda yer alan hamamın kapısı küçük olur ve ana cadde yerine yan sokaklara açılırdı.
Soyunmalık:Bu bölümde hamam bohçası açılır,hamam takımları yerleştirilir,peştemaller kuşanılırdı.Soyunmalığın ortasında fıskıyeli bir havuz olurdu.burada bir kahve ocağı ve içecek ikramının yapıldığı alan olurdu.Soyunmalık bölümünde çoğu hamamda içme suyu çeşmesi olurdu.Bezemeli ayna taşı ve yalağı ,burmalı çeşme musluğu olan bu çeşmeler bazen soğukluk bölümündeydi.
Özel günlerde yemeklerin yenmesi ve eğlenceler burada yapılırdı.
Soğukluk bölümü:Ilıklık bölümü de denir.burası geçiş bölgesidir.vücudun yavaş yavaş alışması için önce soğukluk bölümünde kalınır,sonra sıcaklığa geçilir.Serinleme ve ferahlama yeridir.buradan tuvalet ve temizlik bölümlerine geçiş de vardır.
Sıcaklık bölümü:Hamamın yıkanılan en sıcak yeri olup ortasında göbek taşı bulunur.ortada büyük bir kubbe olup üzerinde fil gözü –fil damı denen camlı pencerecikler vardır.göbek taşı kubbenin tam altındadır ve hamamın kalbidir.göbek taşında belli bir süre kalıp terleme sağlanır ve kirler daha güzel çıkardı.Sıcaklık bölümünde musluk atlarında su biriktirmek için mermerden hamam kurnaları olurdu.hamamın büyüklüğüne göre sayıları değişirdi.hamam kurnalarının altlarında delik olmazdı.(Taşçıoğlu,T.,1998)
Kadınlar hamamı Adabı ve gelenekleri
Osmanlı döneminde kadınlar hamama yanlarında erkek olmadan tek başlarına veya mahalleden komşularla birlikte giderlerdi.Dışarıyla pek teması olmayan kadınlar hamam olgusuyla beraber kendilerine dantel gibi işledikleri ,çok renkli zengin ve eğlenceli bir dünya oluşturmuşlardı.Geçmişten bugüne ulaşan anı ve öyküler kadınların belirli aralıklarla ,birlikte hamam sefası yapmaya gittiklerini anlatmaktadır.(Vatansever,H.,2011)
Osmanlı gündelik yaşantısında kadınlar erkeklere göre hamamlardan daha çok yararlanmıştır. Hamamlarda yıkanmışlar,saç ve vücut bakımlarını yaptırmışlardır.Günümüz kadınlarına göre de bu konuda hem daha şanslı hem de titiz ve özenli oldukları da ayrı bir gerçektir.
Hamama giderken en temiz ve gösterişli kişisel hamam eşyalarının götürülmesi, besmele ile hamama girilmesi, hamamda bulunduğu sırada edepli davranılması, hamamın temiz tutulması,suyun israf edilmemesi temizliğe özen gösterilmesi,yıkanma esnasında başkalarına su sıçratılmaması, yüksek sesle konuşmaması hamam adaplarındandı.
Kurna başında sıra gözetmek, çiftli hamamlarda hamam kapıları farklı yerlere açılsa da yabancı erkeklere karşı yanlış anlaşılabilecek davranışlara imkan verilmemesi hamamlarda dikkat edilen hususlardandı. Hamamdan çıkan insanlara “Sıhhatler olsun “ demek adettendi.
Kadınlar hamamında adak hamamı ziyafeti,kırk hamamı(loğusa hamamı) adetleri de vardı.doğumu takip eden kırkıncı gün;doğumu yaptıran ebe hanım ,aile çevresi,sokak ve mahalle komşuları hamama davet edilir, ziyafetler verilir,bebek ve anne yıkanır,dualar edilir, yemeklerden sonra eğlence yapılırdı.Bursa kadınlar hamamına özgü halvet ve sebil hamamı geleneğinde adak hamamındaki gibi bir dileğinin yerine gelmesi üzerine müsait bir günde Çekirge Sultan Hamamını kapatır,Halvet hamamında eşe, dosta, komşulara hamam ziyafeti çekilir,eğer sebil hamamına niyetlenilirse, hamam fakir fukaraya ve gelen herkese açık olup,hamama gelenlere cevizli lokum yanında ,ayran veya gazoz ikram edilirdi..(Uluumay,E.,2009)
Kadınlar hamamında çoğu zaman bekar çocuklarını evlendirmek isteyen anneler, komşuların kendisine gelin olarak önerdiği genç kızı ve ailesini komşularla beraber hamama davet ederdi.Bu esnada genç kızın konuşmasına,hal ve hareketlerine ,yürüyüşüne, vücudunda bir noksanlık,aksaklık hastalık olup olmadığına, yemek esnasındaki davranışlarına bakarak münasip bir gelin adayı olup olmadığını anlamaya çalışırlardı.bazen genç kızı olmadık şekilde konuşturmaya,güldürmeye çalışırlar, veya sabunu yere düşürmüş gibi yapıp sabunu ileri atıp onu getirmesini isteyerek genç kızın yürüyüşünü kontrol ederlerdi.
Kadınlar hamamına erkek çocuklar 5-7 yaşlarına kadar anneleri ile beraber gelirlerdi.Ta ki bir gün hamamdan sorumlu kadın veya hamamdaki diğer kadınların “bari hamama babanı da getirseydin “ diyerek kızdırırlardı.Erkek çocuklarda bundan sonra erkekler hamamına babası ile beraber gitmeye başlardı.
Kadınlar hamamında kişisel temizlik ve vücut bakımının ayrı bir yeri vardı.Saçlar boyanır,bakımları yapılır, kaşlara rastık denen siyah boya çekmek, gözlere sürme çekmek, kına yakmak,el ve ayak bakımlarının yapılması,ponza taşı topukların temizlenmesi, keselenme,istenmeyen tüylerin alınması,nane ,kekik ve elma yağıyla vücudun ovulması gibi daha birçok sağlık için çok faydalı olan bakımlar yapılırdı.(Taşcıoğlu,T.,1998)
Kadınlar hamamıyla ilgili bir diğer hususta bazı hamam sularının çeşitli hastalıklara iyi geleceği,şifa olacağına ilişkin inanışlardı.şifa tasları denen bakır alaşımlı ve üzeri çeşitli semboller,dualar yazılı olan ve şifa tasları olarak bilinen taslara hamam suyundan alınır,nefesi kuvvetli diye bilinen dini bilgileri yüksek birisinin okuduğu su dolu bu tastan içilir, hastanın üzerine bu sudan dökülürdü.Süleymaniye’deki Dökmeciler hamamının suyunun sarılık hastalığına ,Bursa’da Çekirge hamamının suyunun yatalak hastalara iyi geldiğine inanılırdı.
Yaşlı kadınlar bacaklarındaki varis gibi damarsal şikayetler i için sülük uygulatırdı.Sülük uygulandıktan sonra kendilerini daha iyi hissederlerdi.
Osmanlı Dönemi kadınlar hamamı batılı gezginler ve oryantalist ressamlar tarafından da
üzerinde sıkça durulan bir konu olmuştur. Bazı ressam ve gezginler erotik imalardan uzak, hamamı mimarisi ve hamam adabını ayrıntılı biçimde tanıtan ve burasını kadının gündelik yaşamının bir parçası olarak yansıtan eserler yapmışlardır. Bazıları ise kadın hamamlarını görmeden kendilerine anlatılanlar veya hayal ettikleri şekilde bu mekanları tıpkı harem gibi kabul ederek dişiliğin bir simgesi haline getirmişlerdir. 19. yy. da hamam konulu resimlerde kadının çıplaklığını ve dişiliğini öne çıkaran bir yaklaşımın egemen olduğu görülür. Bazıları hayal mahsulü eserler yaparken çok ciddi tarihsel ve sosyal maddi hatalar yapmaktan kaçınmamıştır. Oryantalist resimlerde Türk Hamamı imgesi Avrupalı sanatçılar tarafından cinsel olanaklarla dolu sapkın cennet tasarımı olarak karşımıza konmuştur. ( Bal, A. A., 2010 ) Böyle yapılan resimler Türk kadın Hamamları hakkında Avrupa’ da hiçte gerçeklerle alakası olmayan bir şekilde haksız ve çok yanlış bir kötü şöhretin oluşmasına da neden olmuştur.
Hamam Eşyaları
Kadınlar Hamama giderken eşyalarını bir bohça yaparak beraberlerinde götürürdü.
Hamam bohçasında: Hamam kazanı (kirdenlik veya badya),Hama rahtı veya havlu takımı, hamam cübbesi,hamam nalınları(takunya),peştamal ( futa ) ,temiz çamaşırlar, sabunluk, hamam tası,su tası,kına tası,el aynası,tarak,sürmedanlık,sabunlar,kokulu yağlar,Hamam kesesi vb eşya bulunurdu.
Bazen de hamam nalınları,taslar bir sonraki hamama kadar hamamda kalırdı.Hamamdan sorumlu kadın kendisine emanet edilen eşyaları muhafaza ederdi.
Osmanlı toplumunda Türklerin temizliğe olan düşkünlüğü ile hamam kültürüne bağlı olarak Hamam tekstilleri erken dönemden itibaren gelişmiştir.Hamam tekstilleri arasında Peştemaller, hamam rahtı( hamam takımı), Hama kesesi ve yemeni ,Tülbentler sayılabilir.
Osmanlı kadın hamamı tekstilleri arasında yer alan peştemaller (futa) pamuklu ,ipekli dokumalardan yapılırdı ve Bursa işi olanlar pek meşhurdu.
Hamam rahat takım olarak bir gömlek ve iki havlu ve hamam bohçası ve yer döşemeliğinden (sedir örtüleri) oluşurdu. Havlular bir çift baş ve vücut havlusu olurdu.”Makrama “ adı verilen havluların İstanbul işi olanlar,işlemeli Bursa havluları daha çok rağbet görürdü.Yıkandıktan sonra genellikle uzun olan saçlar kurulanır ve yemenilerle örtülürdü.(Tezcan,H.,2009)
Kirdenlik veya badya denen Hamam kazanları bakır üzeri kalay kaplı olurdu.Hamama giderken hamam eşyaları içinde taşınır,hamamda yıkanırken ters çevrilip üzerine oturulur,gerektiğinde su taşımak için ve son olarak ta eğlence sırasında darbuka olarak kullanılabiliyordu.
Sabunlar kildans denen bakır kaplarda taşınırdı.Hamamda ıslak sabunun suları aksın diye alt kısmında küçük delikler vardı.
Hamam nalınları ahşap üzeri sedef kakmalı,gümüş,sade ahşaptan yapılı olurdu.çocuklar içinde bebek nalını denen küçük nalınlar olurdu.hamam nalınları genelde 6-8 cm yüksekliğinde olurdu.
Bazen de bu yükseklik 25-30 cm yükseklikte de olurdu.özellikle şam işi diye tabir edilen sedef kakmalı ahşap nalınlar bu çok yüksek nalınlar süs veya çeyizlerde dursun diye değil gerektiğinde kullanmak üzere yapılmıştır.Kadınlar hamamı kültürümüzde önemli bir yeri olan bu yüksek nalınlar hamam sorumlusu olan kadın o günkü tabirle hamam anası tarafından da etrafı kontrol etmek,duruma hakim olmak amacıyla kullanılmıştır.
Çoğu zamanda o gün hamam özel olarak kimin için düzenleniyorsa ona giydirilmiştir. Görücüye çıkan genç kız fark edilsin diye yüksek nalın giymiştir.ayrıca loğusa ve gelin hamamında da gelin ve yeni doğum yapmış anneye yüksek nalın giydirilmiştir. Ayrıca dinlenme esnasında ayağa kirli sular değmesin diye de oturulan bölümde yüksek nalın giyildiği ifade edilmektedir.
Hamam tasları bakır alaşımı olan pirinç, bakır üzeri kalay kaplı, tuğralı gümüş ten yapılmıştır. İstanbul ‘da Süleymaniye’de İstanbul işi olarak bilinen pirinç ve bakır hama tasları pek meşhurdu.saray ve konaklar için Tombak hamam tasları yapılır ve üzerine sahibinin ismi ,tarih bazen de yapan ustanın ismi yazardı. Anadolu’da özellikle bakırcılığın iyi olduğu Kastamonu, Sivas,Tokat,Trabzon,Mardin-Siirt yöresi hamam tasları kullanılırdı.Mardin-Siirt yöresi hamam taslarında tasın yapılışı esnasında taban kısmında içten sert küçük taşlar konurdu.Yapan ustalar ve taşların büyüklüğü farklı olduğundan hama tasları farklı farklı sesler çıkartır, çıkardığı sesten kendi hamam taslarını ayırt edebilirlerdi.
Gelin Hamamı Geleneği
Osmanlı toplumunda neslin devamını, yeni kuşakların yetiştirilip topluma katılmasını sağlayan aile birliği her zaman çok önemsenmiştir. İşte bu yüzden düğünlere yeni kurulacak bir ailenin müjdesi,kutsanacak ve kutlanacak olay olarak bakılmıştır.
Anadolu Halk Kültüründe Gelin Kız tabiri, daima sevgi ve saygı ile karşılanmış;gelin kıza hususi bir önem verilmiştir.(Aksel,M.,1960)
Gelin Hamamı adeti düğün öncesi gelin için son hazırlıkların yapılması,gelinin düğüne hazırlanması için yapılan faaliyetlerin bütünüdür.Çünkü düğünlerin tek merkezi gelindi. Bütün hazırlıklar geline göre yapılırdı.Gelinin tellenip,pullanmasına,yanaklarına güller, varaklar. Benler konmasına özen gösterilirdi.
Gelin düğünlerde bakılacak,seyredilecek bir sanat eseri haline gelirdi.Gelin Duvakları da Kötü gözden,nazardan sakınmak için bir korunma vasıtası idi.
Gelin Hamamına Hazırlık
Gelin Hamamı düğünden bir gün önce kız tarafından tertip edilirdi.Düğünün odak noktası olan gelinin hazırlanması,düğün sahibi,komşular ve yakın akrabaların hanımlarının topluca yıkanmaları,saç ve vücut bakımını yaptırmaları,topluca yenen yemekler,eğlenceleri içeren bir seremoniler bütünüdür.
Gelin Hamamında bekar çocuklarına gelin adayı bakan anneler içinde güzel bir fırsat olurdu.
Gelin Hamamı için çarşı hamamlarından biri topluca kiralanırdı.Buna hamam kapatmakta denirdi.İstanbul’da Ayasofya’da bulunan Haseki hamamı,kazasker hamamı,çinili hamam gibi gözde hamamlar tercih edilirdi.
Genellikle hamama toplu olarak gidilirdi.16.yüzyıl gravürlerinde gelin hamamı alayları konulu olanları da görmekteyiz.
Hamamda fıskıyeli havuzun yanına,Kütahya veya İznik saksılarda nane,fesleğen,ıtır gibi kokulu bitkiler,madeni buhurdanlıklarda yakıldığı zaman güzel kokular çıkartan öd ağacı ve günlük ağacı yakılırdı. Misafirlere Beykoz gülapdanlarda gülsuyu ikram edilirdi
Kahve ocağı bölümünde bakır,pirinç cezvelerde Türk kahveleri pişirilir misafirlere zarflı porselen fincanlarda ikram edilirdi,şerbet sürahilerinde şerbetler,sinilerde mevsimine göre çeşit çeşit kuruyemişler olurdu.
Gelin hamamlarına gelişte kadınlar en güzel hamam takımlarını getirirlerdi.Özel işlemeli bohçalar nalınlar,havlular sahibinin zenginliğini ve zevkini yansıtırdı.
Gelinlik kız hamam soyunmalık-camegah bölümünde oturtulur, özel olarak hazırlanmış olan hamam cübbesi giydirilir.başına kırmızı duvak atılırdı.Türk’lerin gelin giysisinde kırmızı renk çok sevilmektedir.Anadolu’da kırmızı duvak kullanımı yaygındır.
Geline bu güne özel oldukça yüksek yaklaşık 25-30 cm yüksekliğinde sedef kakmalı ahşap veya düşük ayar gümüş veya pirinç kaplamalı ahşap nalınlar giydirilirdi. Edirne yöresinde Çingeneler-Romanlar çeyizlerinde üzerinde hareketli kuşlar olan oldukça yüksek ve gösterişli nalınları hazırlar ve gelin hamamı merasiminde bunları giyerlerdi.
Gelin kız yıkanmaya götürülürken arkadaşları maniler söylerdi.bir kolunda hamam anası diğer kolunda natır ,arkalarında misafirler onları takip ederdi.
Gelin kıza ve arkadaşlarına ellerine kına yakılır,gelinin sağ avucu içine kına tasında yakılan kına konur,kına üzerine bir altın lira bastırılıp ipek mendil ile bağlanırdı.Yine bu esnada maniler söylenirdi.
Gelin hamamında çok güzel törensel bir şölene dönüşen bu geleneği sadece seyretmek için bile yabancı misafirlerin geldiği olurdu.
Bu görsel şöleni gösteren ve Adell Armatür Koleksiyonunda bulunan Gümüş Gelin hamam Tası oldukça nadir bir eserdir.
Hamamın en güzel kurnasında gelin kız yıkanırken arkadaşları maniler söyler,görevliler tarafından gelin şerbeti dağılır ve içilirdi.
Yıkanmayı takiben başına, sırtına, vücuduna ayrı ayrı sırmalı havlular sarılan gelin camegah bölümüne getirilir,gelin büyüklerin ellerini öper,hayır dualarını alırdı.Diğer misafirleri eliyle selamlardı.
Maddi imkanlar nispetinde gelinin üzerine çil çil paralar saçılır,genç kızlar kısmetlerinin açılması için ve çeyiz sandıklarında saklamak için paraları kapmaya çalışırlardı.Hoca hanımlar tarafından dualar okunurdu.
Gelinin çeyizinin bir bölümü burada açılırdı.Gelinden sonra seyredilecek en güzel şeyler çeyizlerdir.Gelinlik genç kız tarafından büyük bir sabır ve özenle yapılan el işlemesi parakesei,saat kesesi,tarak kesesi,işlemi çamaşırlar ,havlular,namaz seccadesi ,evde mutfakta ve diğer işlerde kullanılacak örgüleri yaparlar.halk sanatı açısından önemli olan bu sanat eserlerini genç kızlar,eliyle çehizini hazırlarken ,hayalinde gezdirdiği,gönlünden geçirdiği sevdiklerini düşünerek yapmışlardır.(Aksel,M.,1960)
Yemekler yenir, eğlence olarak çalgı ve rakslar çengiler tarafından yapılır,alaturka musiki ile devam eder, akşam ezanına kadar sürerdi. Hamamdaki görevlilere, çengilere bahşişler dağıtılırdı. Gelin hamamı olduğunda da çocuklar için susamcı arap bacı, şekerci, muhallebici, yemişçi gibi satıcılar da hamam önünde toplanırdı.