ŞİFA TASLARI
Geleneksel inançlara bağlı olarak oluşturulmuş korunma şekilleri arasında en yaygın olanı şifa taslarıdır.
Tarih boyunca her toplum günlük yaşamın getirdiği farklı etkilerden (çeşitli hastalıklar, nazar
değmesi vb.) korunmanın yollarını aramışlardır. Geleneksel inançlara bağlı olarak oluşturulmuş bu korunma şekilleri arasında en yaygın olanı da şifa taslarıdır.
İslamiyet’te büyücülük yasaklanmıştır. Bununla beraber Allah’tan şifa dilemek maksadıyla okuyup üflemeye izin verilmiştir. İnsanlar böylece dertlerine derman bulmuş, güçsüzlüğüne güç vermiş ve kendilerini güvende hissetmişlerdir. Şifa taslarında gerçek yardım ve şifanın Allah’tan geleceği ile ilgili ayet ve duaların yer alması şifanın istenilen sonuca ulaşmanın ancak Allah yardımı ile olabileceğinin unutulmamasının istenmesindendir.
Tıp ilminin gelişmediği veya çeşitli nedenlerle giremediği yörelerde halk bilimsel teknik tedavi yöntemleri yerine toplumun gelenek ve inançlarına göre farklı yöntemlerle hastalıklarla mücadeleye girmişlerdir. İşte şifa tasları bu tip ruhsal, moral tedavi için kullanılmıştır.
Toplumun geleneksel inançlarıyla birlikte giden bu uygulamaların tümünü olduğu gibi koşulsuz kabul etmek ne denli sakıncalı ise bunları yok gibi kabul etmek de o denli yanlıştır.
Bu inançların bir kısmı plasebo etkisi gösterir, rahatlık duygusu verir. Kesin medikal tedavisi olan durumlarda tıbbi tedavinin geciktirilmediği sürece bu rahatlamalar zararsız olabilir. Her zaman bilimsel medikal tedavi yöntemlerinin ön planda tutulması birincil koşuldur.
Hastalar öncelikle yakalandıkları hastalıklarla ilgili uzman doktorlara müracaat etmelidir. Hastaların manevi bir destek ve moral kazanmaları için tesirlerini Allah’tan bekleyerek şifa tası kullanmaları, okunmuş su içmeleri ruhsal moral, motivasyon ve rahatlama kaynağı olabilir.
Şifa taslarının tanımı ve tarihçesi
Şifa tasları madeni eşyadan yapılan üzerleri Arapça dualar, “Ebced” hesabına göre rakamlarla ifade edilen yazılar, çeşitli semboller içeren okunmuş, su taslardır. Şifa tasları genellikle bakır ve bakır alaşımlarındır. Anadolu’da bakırın kutsal olduğuna inanılır. Bakır alaşımları olarak sarı (pirinç), bronz, tunçtan yapılır. Seyrek olarak ağaçtan, istiridye kabuğundan, gümüşten yapılanları da olmuştur. Genellikle 15 cm – 20 cm çapında 5 cm yükseklikte olup bazılarının ortasında çıkıntı bir tümsek olur. Şifa taslarında kutsal dağı simgeleyen bu şişkinlik (antik gelenekte omphalos, Latince umblicus) muhtemelen suyun sıçramaması içindir.
Anadolu’da şifa tasları için tihtap tası, çiçek tası, botça tası, korku tası da denmiştir. Erzurum yöresinde çiçek tası denmiş; Sivas, Konya, Gaziantep ve Malatya yörelerinde tihtap tası, Ankara civarında ise botça tası olarak isimlendirilmiştir. Çorum ve ilçelerinde gece korkusu gibi korkuyla ilgili hastalıklar için kullanıldığından korku tası da denmiştir.
Şifa taslarına konan suya okunup bu sudan içilmesi veya yıkanılması geleneği İslamiyet’in ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. Hacılar hac dönüşü Mekke-Medine’den hem şifa taslarını hem zemzem sularını getirmişlerdir.
Asım Köksal’ın Hz. Peygamber ve İslamiyet isimli eserinde İbn-i Sad tarihinden rivayet edilerek, “Peygamber Efendimizin, kızı Hazreti Fatıma’nın düğün gecesinde, bir tas içerisinde gelen suyun içine bir miktar misk döktüğü ve Hz. Ali’nin (r.a) üzerine serptiği, “Ya Allah, bunlara bereket ver.” diye dua ettiği, sonra da Hz. Fatıma’yı çağırarak onun da üzerine sudan serptiği ve “Ya Allah, onu şeytanın şerrinden koru.” diye dua ettiği” rivayet edilmektedir. Şifa taslarına Kuran-ı Kerimden ayetler, dualar yazıldığına göre bu tasların İslamiyet’le beraber ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Şifa taslarında Kuran-ı Kerim’den ayetler, dualar yer aldığından bu tastan su içen insan okunmuş ve kutsal bir su içtiğine inanır ve bunu bir dini inanış olarak görmektedir. Bunun derdine derman olabileceğine bütün varlığı ile inanır. Bu bir telkin yöntemidir. Ruhsal iyileşme, motivasyon ve moral için kendine kuvvetli bir telkin veren insan, böyle bir tastan su içtiği taktirde iyi olacağına inanır. Eğer hasta şifa tasından su içemeyecek durumda ise şifa tasından alınan su hastanın ağzına dökülür veya sürülür.
İslam âlimleri mistik özellikleri olan harf, kelime ve dualardan faydalanarak şifa niyetinde bunları kullanmışlardır. Bu hususta Mısırlı yazar El Buni’nin (18 yy.) Şemsü’l Maarifi’l-Kübra adlı eserinde harflerin çeşitleri ve sırları, gezegenler, burçların tali ve menzilleri, besmele, ismi azam, sure ve çeşitli duaların hikmetlerine ilişkin bilgiler yer almıştır. Seyyid Süleyman El Hüseyni tarafından yazılan Kenzü’l Havas adlı eserinde yine bu bilgiler ve Esmaül Hüsna’nın hikmetleri anlatılmaktadır.
Allah’ın rahmetinden ümit kesilmeyeceği, yardımın Allah’tan geleceği, Kuran-ı Kerim’in şifa ve rahmet verici olduğu taslara yazılmıştır. Daha çok halk hekimliği alanına giren şifa tasları kutsal olarak kabul edilen eşyalarla, yerlerle tensel temas, kutsal (dua okunmuş) su içmek, şifa tası kullanarak şifayı bu tasa konulan suya ve bu suyu içene aktarmak Anadolu’da ki yaygın adetlerdendir. Özellikle Orta Anadolu ve Doğu Anadolu da çok yaygındır. Kutsallığı bedene aktarmanın bir yolu da bu şifa taslarıdır.
Nişan tası
Şifa taslarından bahsederken, nisan tasını anlatmadan olmaz. Bereketli ve şifalı olduğuna inanılan nisan yağmurlarının toplandığı, yağmur yağarken dergâhların damlarına konan taslardır. Üzerlerinde ayet, dualar yazılı olup genellikle pirinç, bronz ve tunçtan yapılır. Mevlana müzesinde yer alan nisan tası, nisan ayında yağmur yağarken dergâhın avlusuna çıkarılırmış, toplanan sular dualar eşliğinde dergâhtakilere ve ziyaretçilere şifa niyetiyle ikram edilirmiş.
Şifa taslarındaki yazılı dualar, semboller ve figürler
Şifa taslarının iç ve dış yüzeylerine kalem işçiliği ile kazıma tekniğiyle dualar yazılır. Şifa tasları üzerinde yer alan metinlerde genellikle bela ve kötülükleri uzaklaştırıcı, iyilik ve hayra teşvik edici olduğu kabul edilen Esmaül Hüsna (Allah (c.c) isimleri), sıkıntıları geçirdiğine inanılan Fetih Suresi’nden bölümler, koruyucu sureler olarak kabul edilen Felak ve Nas Sureleri, Fatiha Suresi, Ayet-el Kürsi,İhlas Suresi,Fetih Suresi,Kafirun Suresi, Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) ve dört büyük meleğin adı (Azrail, Cebrail, Mikail, İsrafil) yazılır. Bazen de tasa yaklaşık 40 kadar pirinç veya kurşun üzerine Bismillah yazılı çubuklar da takılır. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmeyeceğini, yardımın Allah’tan geleceği, Kuran-ı Kerim’in şifa ve rahmet verici olduğu yazılır. Esma-ül Hüsna’dan özellikle Ya Şafii, Ya Muafi, Ya Kafi, Ya Settar, Ya Rezzak, Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Hannan, Ya Mennan, Ya Debban, Ya Burhan yazılıdır.Yine bazı şifa taslarında”Ya kadi- ül Hacat, Ya mucib-el Davat, Ya Kafi-ül Mühimmat, Ya Refiel Derecat yazılıdır. Şifa taslarında Ehli beyt isimleri de görülebilir.
Şifa taslarının üzerinde dualar dışında çeşitli semboller ve tasvirler de yer alabilir. Sembol olarak en çok ‘Mührü Süleyman’ denen iç içe geçmiş iki üçgenden oluşan altı köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu sembol, Mezopotamya ve Anadolu’da yüzyıllardır gücün, bereketin, kuvvetin sembolü olmuştur. Şifa taslarındaki tasvirlerde bazen on iki burç tasviri olur. Bu şifa tasları Anadolu kökenli olmayıp İran ve Mezopotamya kökenlidir. Şifa taslarında bazen yılan, akrep, zehirli örümcek, aslan ve köpek gibi hayvan figürleri de görmek mümkündür. Bu tasvirler, ilgili hayvanlardan korunmaya yönelik olarak yapılmıştır.
Şifa taslarının kullanımında dikkat edilecek hususlar
● Şifa taslarına okunup dua edilirken kıbleye dönülmelidir.
● Kalp ile niyet ve üst baş temizliği yapılmalıdır.
● Şifa tasından suyu içerken veya yıkanırken dualarınızın kabul olacağına ve iyileşeceğine inanılması ve kalbe şüphe düşürülmemesi gerekir.
● Duaların belirli sayılarda tekrarlanması (3, 7, 11, 40 kere) ve belirli sayılarda yıkanılması (3 kere) gerekir. Duaların belli sayılarda okunmasında Ebced hesabına göre rakamsal karşılığı okunur. Mesala Ya Şafii 391 kez okunur. Sayıların bir nevi şifre çözücü gibi olduğu, ancak o sayıda okunduğu takdirde o etkinin olabileceği düşünülmektedir.
● Kullanılan su zemzem, yağmur suyu ya da güneş görmemiş kuyu suyu olmalıdır.
● Şifa tasına dua okuyacak kişinin bundan maddi beklentisi olmamalıdır.
● Şifa tasındaki dualı suyun asla yere, lavaboya dökülmemesi gerekir.
Şifa taslarına kimler dua okurdu?
Yeri gelmişken tamım böyle olmamakla beraber bu konu son zamanlarda çok istismar edilerek maddi çıkarlar için şarlatanlık düzeyine varacak şekilde kötüye kullanılmaktadır. Kesinlikle para karşılığı yapılmaması gerekirken halkın manevi inanışları istismar edilerek iş aleni ticarete dönüştürülmüş oluyor.
Şifa taslarına Anadolu da halk arasında nefesi kuvvetli diye tabir edilen insanlar okurdu. Bunlar;
● Peygamber Efendimizin soyundan gelen seyyid ve şerifler
● Âlimlik derecesi yüksek olanlar
● Allah tarafından rüya âleminde kendisine işaret verilen ve ağzı dualı diye tabir edilen insanlar
Doğu Anadolu’dan İstanbul’a göç etmiş olan yaşlı bir teyzeyle yaptığım görüşmede, kendisi sıkça şifa tası kullandığını ve okuduğunu belirtmişti. Kendisine “Nasıl başladı?” diye sorduğumda gece rüyasında kendisine 2 kişi tarafından kâse içerisinde şerbet içirildiğini ve “Allah’ın izniyle bu şerbeti iç ve insanlara şifa ol ve sakın bununla maddi menfaat bekleme” dendiğini anlatmıştı. Yaşlı teyze, devamında, özellikle nazar başta olmak üzere birçok rahatsızlık için şifa tasındaki suya sure ve dua okuduğunu ve gelenlere Allah’ın izniyle şifa vesilesi olduğunu, şimdiye dek hiç para almadığını, hediye kabul etmediğini söylemişti. Bu işin sırrını sorduğumda daha fazla detay vermeyi reddetmiş, ölmeden önce bir yakınına şifa tasına okumanın usullerini öğreteceğini anlatmıştı.
Hastalar genellikle mütedeyyin, ağzı dualı bir âlim tarafından okunan şifa tasından su içtikten sonra kendilerini daha iyi hissederlermiş. Eğer bu âlim muteber, Allah dostu bir insan olarak biliniyorsa hasta üzerindeki telkini daha büyük olurmuş. Hasta da bu gibi tedavilere kesinlikle inandığından pek çoklarının iyi olduğu söylenmektedir. İnsan ruhu ilgi çekici, gizemli olaylardan etkilenir ve heyecan duyar.
nadolu halkının bu inanışlarını istismar edip halkı sömüren, kendilerine hoca diyen ama mütedeyyin olmayan insanları da unutmamak gerekir. Yeri gelmişken bu konunun günümüzde son zamanlarda kötüye kullanıldığını, halkın manevi inanışları üzerinden işin aleni ticarete dönüştürülmüş olduğunu da belirtmeliyiz. Bazen dua olmadığı halde Arapça harfleri yan yana yazarak sözde şifa olsun diye suya atanlar ve insanları istismar ederek para ve hediyeler alanlar olmuştur. Medikal tedavisi olan hastalıkları için çevrenin teşvikiyle gerçekten Allah rızasını gözetmeyen sahte âlim, hoca veya okuyuculara giden, onlar tarafından kandırılıp tedavisini yarım bırakan insanlar olmuştur. Aslında doğrusu şu olmalıdır; Öncelikle ve her zaman sağlık sorunları olduğunda tıbbi tedavi için hekimlere, hastahanelere başvurarak günümüz medikal tedavi araçları sonuna kadar kullanılmalıdır.
Şifa tasları hangi rahatsızlık ve durumlarda kullanılmıştır?
Şifa tasları Orta Anadolu ve Doğu Anadolu’da yaygın olarak kullanılmış ve en sık olarak ta kadınlar tarafından tercih edilmiştir. Hüzün ve sıkıntı, vesvese, kalp çarpıntısı, uykuda korkma, can sıkıntısı, gam ve kederden kurtulmak için, nazar değmesine karşı, halk arasında ağız çarpılması denen yüz felçlerinde, ruhsal iyileşme moral ve motivasyonun ön planda olduğu durumlarda etkili olarak uygulanmıştır. Bazen akrep, yılan, zehirli böcek sokmalarına karşı halkın şerbetleme diye adlandırdığı usulde kullanılmıştır.
Anadolu’da halk hekimliğinde çeşitli rahatsızlıklarda şifa tasları kullanıldığı gibi doğum, göbek kesme, ad verme, loğusalık, ilk saç kesimi, kırık çıkarma, diş çıkarma, sünnet, askere gitme, sözlenme, nişan evlenme, gerdek ve ölüm gibi zamanlarda şifa taslarından sular içilmiş, ikram edilmiş ve üzerine serpilmiştir. Bir de herhangi bir işle ilgili sonuç kötü olduğunda, içinden çıkılmaz bir durum olup bunalım veya kriz olduğunda da insanlar bir yerde çaresiz kaldıklarında yüce Allah’tan yardım istemişler, bunu yaparken de şifa taslarını kullanmışlardır.
● Yedişer kez Fatiha, Ayet-el Kürsi, İhlâs sureleri, salâvat-ı şerifler suya okunup bu suyun yedi gün boyunca içilmesiyle rahatsızlara çare olacağına inanılmıştır.
Ya Şafi’ i 391 kez okunup içilmesi şifaya vesile olacağına inanılmıştır.
● Yüz felcinde mütedeyyin bir âlime okutturmakla beraber yine şifa tası ile 3 gün yıkanılır.
● Gece korkusu veya herhangi bir şeyden çok korkanlarda şifa tası içinde ayrıca ot ezilerek çıkan kırmızı suyu korkan kimseye içirirlermiş.
● Bazen şifa tasları hayvanlarda (koyun, keçi) çiçek hastalığı için kullanıldığı için adı çiçek tası olarak da bilinmektedir.
● Vesvese, halüsinasyon, platonik aşk, düşünce dalgınlığı olana “ya selam” ismi 142 defa okunup şifa tasından su içirilip bu su ile yüzü yıkatılırsa Allah’ın izniyle şifa bulacağına inanılmaktadır.
● Çocuğu olmayanlara şifa tası ile su içirilir ve bu su ile yıkanılır.