Türk toplumun gündelik yaşamında büyük önemi olan yerler :

Türk Hamam Kültürüne Giriş

Türk hamamları sadece yıkanmak için değil, önemli günlerde, gecelerde, sünnet hamamı, asker hamamı, damat hamamı, gelin hamamı, görücü hamamı, lohusa hamamı gibi özel zamanlara ait merasimlerde toplum hafızasında yer almışlardı.

Hamamlar Osmanlı toplumunda sosyal hayata katılmaları sınırlı olan kadınlar için toplanma yeri ve erkeklerin mesleki toplumsal gruplarının buluşma noktası haline gelmişti.

Hamam kültürümüzdeki bu çeşitlilikleri ile dünya yıkanma ve temizlik kültüründe Türk hamamlarının ayrı ve otantik bir yeri olmuştur. Dünyaca meşhur Türk hamamları dünyadaki temizlik ve hamam hususlarındaki alışkanlıkları büyük oranda etkilemiştir.

Birçok dönem batılıların ilgisini çeken Türk hamamı gezginler tarafından konu edilmiştir. Türk hamamlarını konu edinen gezi anıları, gravürler, kitaplar, resimler batılıların ilgisini artırmıştır. Batıdaki durgun su kültürüne karşı Türk hamamlarındaki akar su kültürüde yabancılara ayrı bir heyecan vermiştir.

Erkekler Hamamı ( Rical Hamamı )

Eskiden gündelik yaşamda erkekler hamamı önemli bir yer tutardı. Yıkanmak için gidilen bu hamamlara Çarşı hamamı veya Halk hamamı, hamamın kullanım saatine göre Kuşluk Hamamı’ da denirdi. Bazı büyük konaklarda ve saraylarda ayrıca bahçe içerisinde konak hamamları olmasına rağmen üst düzey devlet görevlisi, itibarlı tüccarlarda çarşı hamamlarını tercih ederdi.

Hamamlar çifte veya tekli hamam olarak inşa edilirdi. Çifte hamam tasarımı, tamamen toplumun yaşayışından kaynaklanan bir uygulamadır. Buna göre kadın ve erkeklerin ayrı ayrı bölümlerde yıkanmaları ve ayrı hamamlarda yıkanıyorlarmışcasına farklı yerlerden giriş yapmalarına özen gösterilmiştir.

Çifte  hamamlarda kapısı sokak içine bakan kadınlar hamamı ve kapısı caddeye bakan  erkekler hamamı birlikte aynı mimari yapıda olurdu ve tam gün çalışırdı. 

Tekli yapılan Rical

Fert, Erkek ve aynı zamanda “ Kuşluk Hamamı “ da denen hamamlarda ise erkeklere Cuma günü bütün gün hamam açık kalırdı.

Diğer günlerde hamamlar sabah namazından kuşluk vakti denen gündüz 10 30- 11 00 saatlerine kadar erkeklere açık olup, bu saatten akşam ezanına kadar kadınlara, akşam ezanından gece yarısına kadar yine erkeklere açık olurdu.

Sayıları az olan tekli hamamlarda karışıklığa mahal verilmemesi için kapıya renkli bir havlu asılır, böylece kadın veya erkek saati olduğu anlaşılırdı.

Gayri Müslimler ya kendi geleneklerine uygun olarak ayrı hamamlarda yıkanırdı. Veya da hamamda gayri Müslimlerin yıkandığı kurnalar ayrı olurdu.

Hamamların tercihi oturulan muhit ve mahalleye, şahısların mesleğine, maddi imkanlara göre değişirdi. Fakat toplumun her katmanından insanına göre bir hamam mutlaka vardı.

 

Havas takımının gittiği hamamlarda temizliğe önem verilir, bekarların oturduğu yerlerde olmamasına, rençber, amele gibi müşterilerin gelmemesi, kurna ve havlu takımlarının temiz olmasına dikkat edilirdi.

Eskiden Erkek Çocukları ilk Defa Ne Zaman Erkekler hamamına Gitmeye Başlardı?

Erkek çocukları 5-7 yaşlarına kadar anneleriyle beraber kadınlar hamamına giderdi. Çocuğunun fiziksel görünümü de önemli olmakla beraber 10 yaşlarına kadar bu durum devam ederdi. Çocukluğumun geçtiği Bursa kaplıca ve hamamları ile meşhurdu. Ailecek hamamları sık kullanırdık. Heyecanla hamam gününü beklerdik. Annemiz ve komşularla beraber Kara Mustafa Paşa kaplıca ve hamamına giderdik. Hamamda bazen aşırı sıcaktan etkilenirdik. Bazen hamamdaki ablalar bizimle dalga geçerdi.
Ta ki kadınlar hamamında bir gün hamam sorumlusu kadının veya hamamda yıkanmaya gelen diğer kadınların “ Bir daha ki sefere babasını da getir “ demesi, erkek çocuğuna takılıp kızdırmaları veya hamamcı kadının erkek çocuğunu son kez hamama alacağını söylemesi, hamama sokmaması, hamamdaki kadınların erkek çocuğuna takılıp kızdırmalarıyla erkek çocuklarının kadınlar hamamı macerası sona ermiş olurdu. Ben şahsen bana böyle bir şey dendiğini hatırlamıyorum. Fakat bilgisi ve görgüsünden her zaman istifade ettiğimiz dostumuz Güner Liman Bey 1960’ lı yıllarda çocukluk döneminde Bayezıd semtinde Büyük Haydar Efendi sokağında Vasfi Rıza Zobu’ nun kızkardeşinin evinde kiracı olarak oturduklarını, evde leğende annesinin kendilerini yıkadığını, bunun dışında haftada bir veya onbeş günde bir mahallede bulunan Gedikpaşa Hamamı Kadınlar kısmına beraber gittiklerini kendilerini bir güzel yıkayıp, paklayıp “ Pirüpak “ yaptığını ifade ederek, 8- 10 yaşlarına geldiği bir dönemde bir gün yine Gedik Paşa Hamamı kadınlar kısmına gittiklerinde artık büyüdüğünü ve içeri alamayacaklarını söyleyerek kendisini hamama sokmadıklarını artık bundan sonra o güzel hamam keyfinden mahrum kaldığını ve o günlerin kendisinde tatlı bir hatıra olarak kaldığını ifade etmiştir.
Erkek çocukları kadınlar hamam macerası sona erdikten sonra artık babalarıyla veya kendilerinden yaşça büyük erkek akraba ve komşularıyla beraber erkekler hamamının yolunu tutardı.

Hamam çalışan görevliler:

Tellaklar, Ayinedar, Hamam Berberleri

Erkekler hamamında Hamamı çalıştıran Hamamcı( Destgah ), Tellak ( Dellak ), Tellak yamakları, Ayinedar, Külhancı, Kahveci, Peyke nöbetçisi, Yanaşmalar, Meydancı, Hamam berberleri çalışırdı. Çalışan personel sayısı hamamın büyüklüğüne göre değişmektedir. Hamamcı Esnafı defterlerinde 5- 20 arası personel çalıştığı, Eyüp Sultan’ı ziyarete gelenlerin önce hamama gidip yıkandıkları hamamda yirmiye yakın kişinin çalıştığına ait kayıtlar Eyüp Sultan’ da ki hamamın iyi çalıştığını göstermektedir.

Tellaklar

Kayıtlarda dellak olarak geçmektedir. Mesleğe genellikle 13- 15 yaşlarında başlayan tellaklar Erkekler Hamamında müşteriyi yıkar, keseler ve masaj yaparlardı. Tellak’lar Patrona Halil isyanına kadar Arnavutlardan seçilirdi. Bu tarihten sonra Anadolu çocuklarından özellikle de Sivas ve Tokatlılardan seçildiler. Tellaklar müşteriden ayırt edilmek için siyah ibrişimli peştamal kullanırlardı. Hamamda birden fazla tellak varsa müşteri istediğini seçebilirdi.
Hamamcı ve tellakların hamamda çalışma usullerini bağlı oldukları esnaf loncası düzenlerdi. Buna göre Tellakların kullandıkları hamam taslarının kalaylı olması, peştemallarının temiz ve sağlam olması, usturalarının keskin olması, vücut tüyünü almak için kullandıkları ustura ile baş usturasının farklı olması, birden fazla tellak hamamda müşterileri yıkarken birbirlerine ve veya müşterilere bakmamaları, konuşmamaları istenirdi. Tellaklar vücut ovma ve çiğneme ( masaj ) hünerlerini yanlarındaki tellak yamaklarına öğretmek zorundaydılar. Tellakların özel kapalı bölümler olan halvetlere girmesi, müşterisine hizmet etmesi yasaktı.
Tellaklar için halk arasında “ Allah sevdiği kulu camiye hadim, Sevmediği kulu hamama dellak eder “ , Tellak selam verir; Buyurun ağam, Size mahsus bu güzel hamam
Şimşir nalın, ipek futalar tamam.

Yıkanma işi bitince müşteri teşekkür anlamında sağ elini başına ve sonra ağzına götürür. Bundan sonra hizmet edenlere bahşiş verilir.

Ayinedar

Erkekler hamamında yıkanıp temizlenen saç sakal tıraşı olan koku sürünen müşteriye “ Ayinedar “ denen hizmetli ayna tutar. Müşteri kendisini kontrol eder. Müşteri aynaya baktıktan sonra ayinedar aynayı ters çevirir. Üzerine konan bahşişini alırdı.

Hamam Berberleri

Peşkir, Ustura, hacamat aletleri, berber sitili, berber leğeni, karanfil yağı gibi koku ve yağlar kullandıkları eşyalardır.
Hacamat etme ( vücutta baş boyun bölgesi gibi bazı noktalarda cildin kesilip kanın akıtılması ), saç sakal tıraşı, istenmeyen vücut tüylerinin alınması, bazı cilt lezyonları için merhemler hazırlarlardı. Bununla ilgili esnaf loncasında hacamat, sünnetçilik gibi cerrahi ustalık öğrenmek isteyenlere beş yıldan önce, tıraş öğrenmek isteyenlere iki yıldan önce ustalık belgesi ( “ İcazet “ ) verilmemesi istenmekteydi. Kullandıkları leğen ve sitil yüzeylerinin kalaylı olmasına dikkat edilirdi.
Berber Sitilleri berberlerin kullandıkları musluklu madeni güğümlerdir. Zincirle duvara asılır, musluğu sarı pirinçten bakır alaşımı bu güğümlerle başlar yıkanırdı. Bazen çift asılır. Birinden sıcak su, diğerinden soğuk su alınırdı. Berberler tıraştan sonra başın üşümemesi için karanfil yağı sürerlerdi.
Berber tasları veya berber leğenleri Sakal tıraşı için kullanılan leğenlerin yüz ve boyun kısmına rahat otursun diye boyun hizasına gelen kısımları boşluklu yapılırdı. Berber leğenleri madeni bakır veya Süleymaniye işi pirinç ve Çin, Japon seramiklerinden yapılırdı. Tıraştan sonra ele aynanın tutuşturulması bahşiş sırasının geldiğini gösterirdi.

Erkekler Hamamında Kullanılan

Eşyalar:

Peştemal, Takunyalar ( nalınlar ), Hamam tasları, Hamam keseleri, Sabun, Havlu takımları, Hamam otu, Lifler, Tarak önemli eşyalardır.

Geçmişte özellikle kadınlar hamamı kültüründe kullanılmış eserler sanatsal zenginlikleri açısından hepsi birer zerafet ve güzellik taşımalarına rağmen erkekler hamamı eşyaları gösterişten uzak, sade ve yalındır. Sadece işlevsel amaçlı olarak yapılan erkekler hamam eşyalarında hamam taslarının büyüklüğü dikkati çeker.

Peştemal, takunyalar ( nalınlar ), Hamam tasları, hamam keseleri, sabun, havlu takımları, hamam otu, lifler, tarak önemli eşyalardır. Erkek peştemalları ( futa )bele sarılır. Göbeği kapatır. Bursa’nın beyaz ipek, Karadeniz’in bordo, siyah sarı ve yollu, Tokat’ın basma desenli, Denizli’nin ham ipek, Denizli bezi peştemalleri meşhurdu. Peştemal yürümeyi engellemeyecek şekilde bir adım mesafesi bırakılarak bir önden ucu üstte bırakılır, diğer ucu alttaki bölüme sıkıştırılır. Keselenme için siyah kıl keseler kullanılırdı. Cildi hassas olanlar için ipek veya kumaş keseler tercih edilirdi.

Hamam taslarının büyük boy olanları, bakır üzeri kalay kaplı veya Süleymaniye işi sarı renk pirinç hamam tasları kullanılmıştır. Son dönem hamam taslarında tasın iç yüzünde orta kısımda hareketli balık figürleri kullanılmıştır. Adell Armatür Koleksiyonunda bulunan yandan çarklı İstanbul şehir içi vapurlarının tasvir edildiği Trabzon işi gümüş hamam tası oldukça nadirdir. Bu hamam tası aynı zamanda bir döneme ışık tutmakta, 1820- 1850 arasında kullanılan yandan çarklı İstanbul vapurlarını da hatırlatmaktadır.

Havlu takımında üç parça olup günümüzdekilere uygun başa en küçük olan, orta boy omuzlara atılır, üçüncü parça bele sarılır, ayak bileklerine kadar gelir. Çarşı hamamına gidenler ya hamamcının verdiklerini kullanırlar, ya da beraberlerinde getirirlerdi.

Hamamda alttan ısıtılıp kızgın hale gelen mermer yer döşemelerinde ayağın yanmasını önlemek için nalınlar ( takunyalar ) kullanılırdı.

Erkek hamam takunyaları veya nalınları tek parça tahtadan oyulurdu. Dayanıksız ağaçtan yapılırdı. Üstten tasma denen bir siyah kayış vardı. Oldukça sade, gösterişsizdi. Daha düz ve alçak tabanlı, basit olmakla beraber oldukça fonksiyoneldiler.

Günümüze kadar saklanmış kadın hamam nalın örneklerinden pek çok çeşitleri görmemize rağmen erkek hamam nalınları oldukça seyrektir. Saklanmasına gerek bile görülmemiştir.

Nadir olarak günümüze kalan Adell Armatür koleksiyonundaki örneklerine baktığımızda sanatsal açıdan bir değerleri olmadığını görmekteyiz. Eskiden camilerde şadırvanlarda abdest almak içinde oldukça fazla kullanılan takunyalar bu günlerde turistik olarak üretilmekte olup kamuya açık yerlerde hijyenik açıdan uygun olmadığından her geçen gün kullanımdan kalkmaktadır.

Hamamda kullanılan taraklar kısa ve sık yapılı olanlardır.

Sakal taraklarının bir tarafı yuvarlaktır. Taraklar genelde ağaç ve kemikten olur ve kadifeden tarak keselerine konurdu.

Erkekler Hamamı

Adetleri

Sünnet Hamamı

Sünnet hamamında erkekler hamamına ailenin erkekleri, akrabalar, sünnet çocuğunun arkadaşları davet edilir ve birlikte yıkanılıp eğlenilirdi. Sünnet çocuğunun sağ eline kına yakılması, saçından bir tutam kesilmesi adettendi. Hamamda çocuklara Hacıvat- Karagöz seyrettirilir, yemekler yenir, dualar okunurdu. Asker ve damat hamamını da inşallah görelim diye temennilerde bulunulurdu. Çocuğa şehzade elbisesi giydirilirdi. Ardından beyaz sünnet entarisi giydirilirdi. Hediyeler verilirdi. Sünnet hamamlarına durumu müsait olmayan komşuların çocukları da beraber sünnet ettirilirdi.

Asker Hamamı

Kutsal bir görev kabul edilen askerlik çağına gelip askere gidecek gençler akrabaları ve arkadaşlarıyla hamama gidip yıkanırlar, yolculuğa hazırlanırlardı. Yemekler yenir, abdest alınır, asker hakkında hayır, dualar edilir, askerlik bitiminde kazasız belasız geri gelmesi temenni edilirdi.

Bayram Hamamı

Erkekler hamamı bayram arefesinde sabah namazına kadar açık tutulurdu. Erkekler arasında Perşembe günleri, Cuma sabahı, ramazan gecelerinde hamama gitmek adetti. Böylece temizlik ve vücut bakımı yapılır. Aynı zaman da komşular arasında dostluk ve kardeşlik bağları ilerletilirdi.

Damat Hamamı

Damat hamamına Güveyi hamamı, Güveyi çimme günü de denmektedir.
Düğünden bir gün önce damat arkadaşları ve akrabaları beraber topluca yıkanmaya gider. Bazen hamamlar o gece sadece bu misafirler için kapatılır. İkramlar yapılır, dualar edilir. Damadın akrabaları tarafından ve hocalar tarafından kendisine aile hayatıyla ilgili bilgiler aktarılır. Ermeni ailelerin damat hamamı geleneği olan damadın kafasında yumurta kırma ve arkadaşları arasında yumurta savaşının yapılması ailenin neslinin bol ve bereketli olmasına yöneliktir. Bu gelenek bugünde devam etmekte olup, İstanbul hamamlarında rastlanılmaktadır.

Tulumbacılar Hamamı

Yangını söndürmekle görevli olan tulumbacılar yangın dönüşünde hamama giderdi. Gündüz yangın dönüşlerinde hamamcılar ücret almaz, normal bir müşteri gibi yıkanıp çıkarlardı. Gece yangın dönüşünde hamam tulumbacılara kapatılır, göbek taşında gazeller, semailer, divanlar okunurdu, saz çalınırdı. Yemek yenirdi. Tulumbacılar hamamında edep ve ahlaka aykırı hareket ve sözler olmazdı. Giyime dikkat edilirdi. Peştemallere dikkat edilir, diz kapağının üstünde kalmış tek bir peştamal görülmezdi. Ramazan ayında tulumbacılara hamamda iftar verilirdi. Hamamcıların dönüşümlü olarak bölgenin tulumbacılarına verdiği bu iftarlarda iftariye, çorba, etli fasulye, tel kadayıfı vs yenirdi. Sonrasında kahveler ve şerbetler içilir, civardaki bir camide teravih namazı kılınıp dağılırlardı.

Erkek Hamamları Üzerine Meraklısına

İlginç Notlar:

  • Türk Müziğinin önemli isimlerinden İsmail Dede olup tanınmıştır.efendi’ nin babası İstanbul’ da iki hamamı işletiyordu. Bu yüzden kendisi Hammamizade Dede Efendi adıyla anılmış ve böyle meşhur
  • Tosyalı Aşık Mustafa tarafından İstanbul Hamamlarına 150 kıtalık methiye yazılmıştır. Hakkında methiye yazılan hamam Sultanahmet Meydanında bulunan Arasta Hamamı’ dır.
  • Patrona Halil Ayaklanmasını başlatan Patrona Halil Bayezid Hamamı’ nda tellak idi. İsyanın hazırlıklarını arkadaşlarıyla bu hamamda yapmıştır. Hamam bu isyan nedeniyle tabiri caiz ise cezalandırılarak uzun bir süre kapalı kalmış, başka amaçlar için kullanılmıştır.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu II. Selim ( Sarı Selim ) 1574 tarihinde Topkapı Sarayı’ nda Mimar Sinan’ a yaptırdığı hamamı ziyaret esnasında düşüp yaralanmasından birkaç gün sonra vefat etmiştir.
  • Mimar Sinan Süleymaniye’ de Dökmeciler hamamında yıkanırmış.
  • Haseki külliyesi içinde bulunan Bostan hamamı önünde 1910 yılına kadar İstanbul’un en meşhur, en leziz demirhindi şerbetini yapan şerbetçi Rüstem Ağa bu hamam önünde şerbetini satarmış. İstanbul’un her tarafından demir hindi şerbetini içmek insanlar buraya gelip hamamda yıkanarak çıktıktan sonra bir bardak şerbet içmesi adet haline gelmiştir.
  • Aşık Veysel Üsküdar’da bir zamanlar bulunan yeşil direkli Büyük hamam için bir methiye yazmıştır.
  • Hamamlarda özellikle geceleri cin ve perilerin dolaştığına dair halk arasında söylentiler hep olmuştur. Hamamlar geceleri pek tekin bulunmazdı. Hamamda uyuya kalan kambur delikanlının çarşambadır, çarşamba diye oynayan cinlerin arasına katıldıktan sonra kamburundan kurtulduğu dilden dile anlatılır. Bu cin ve peri söylentileri gençleri özellikle geceleri hamam çevresinden uzak tutmaya yönelik olabilir.
  • Hamamda külhancının yanına sığınan yoksul, kimsesiz çocuklar, külhana odun taşır, küllerini atarlar, geceleri hamamın külhan kısmında kalırlardı. Zaman içinde para kazanmak için maalesef kötü ve zararlı şeyleri yapmaya alıştırılan bu gençler, dilencilik, hırsızlık, tulumbacılık yapmışlardır. Sokak serserisi hükmünde külhanbeyi olarak anılan bu gençler kabadayılık, halktan, tüccardan haraç alma gibi bir takım yanlış yapmalarıyla bazen mahallenin Külhanbeyi olarak başlarına bela olmuştur. Bazen de çocuklara, yaşlılara yardım etmişler ve mahalleliyi korumuşlardır. Döneminde Gedikpaşa hamamı külhanbeylerinin meşhurlarının da çıktığı külhanbeyi yetiştirme okulu olarak nam salmıştır.
  • Kasımpaşa’ da 1908’ de II. Meşrutiyetin ilanıyla kurulan Hürriyet hamamının kapısında Osmanlıca, sağ taraf cumbasında Rumca, sol taraftaki cumbasında ise Ermenice Hürriyet Hamamı yazılmıştır.
  • Balat’ ta bulunan Tahtaminare Hamamında Ermeni damatların evlenecekleri gün yıkanması ve kafasında yumurta kırılması adet imiş.
  • Galatasaray Lisesi civarındaki Ağa hamamı gibi hamamlar “ Sabahçı Hamamları” olarak tanınmıştır. Temiz ve yeterli otelin olmadığı, araçların kolay bulunmadığı, sokak aydınlatmalarının yetersiz olduğu devirlerde Beyoğlu’na gece alemine gelenler evine gidemeyecek kadar sarhoş olduğunda bu hamamlarda düşüp sabahlar, sabahleyin de yıkanıp temizlenirmiş.
  • Bazı hamamlar mesela Bayazıd Hamamı gibi, suyunu bahçesinde bulunan dolaplı hamam kuyularından temin ederdi. Dolap Beygiri gibi ne dönüp duruyorsun tabiri bu kuyuların çalışma esasından çıkmıştır.
  • İlginç isimli İstanbul Hamamları arasında Sormagir Hamamı ( Cihangir’ de ), Kurubalık Hamamı ( Sultanahmet meydanında ), Çukurcuma Sürahi Hamamı, Altınkaşık Hamamı ( Kocamustafapaşa ‘ da)